İŞKENCE SUÇU

 

İŞKENCE NEDİR ?

İşkence suçu; sistematik ve belli bir sürece yayılan fiillerle kamu görevlisinin bir kişiye karşı insan onuruyla bağdaşmayan ve bedensel veya ruhsal yönden acı çekmesine, algılama veya irade yeteneğinin etkilenmesine, aşağılanmasına yol açacak davranışlar sergilemesi ile oluşur.

Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin (AİHS) 3. Maddesinde; ” Hiç kimse işkenceye veya insanlık dışı ya da aşağılayıcı muamele veya cezaya tabi tutulamaz.” hükmü mevcuttur. Bu hüküm AİHS’in 14 kelime ile en kısa hükmüdür. Ancak metnin kısa olması metnin taşıdığı anlamın derinliğini azaltmaz.

Anayasamızın 17. Maddesinin 3. Fıkrasında “Kimseye işkence ve eziyet yapılamaz; kimse insan haysiyetiyle bağdaşmayan bir cezaya veya muameleye tabi tutulamaz.” hükmü mevcuttur.

Türk Ceza Kanunun 94. Maddesinde “Bir kişiye karşı insan onuruyla bağdaşmayan ve bedensel veya ruhsal yönden acı çekmesine, algılama veya irade yeteneğinin etkilenmesine, aşağılanmasına yol açacak davranışları gerçekleştiren kamu görevlisi hakkında üç yıldan oniki yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.” hükmü ile işkence tanımı yapılmıştır.

SUÇUN FAİLİ VE MAĞDUR

TCK’nın işkence suçunu düzenleyen 94. maddesine baktığımızda, bu suç, 765 s. TCK’da olduğu gibi, failin kamu görevlisi olmasını arayan gerçek özgü bir suçtur.

TCK’daki düzenlemeye göre, herkes işkence suçunun mağduru olabilir. Fakat TCK m. 94/2 gereğince, bu suçta belirli kimselerin mağdur olmasınitelikli hal olarak öngörülmüştür.

 

Filistinli çocuğa yapılan işkence

SUÇUN UNSURLARI

İşkence suçu, serbest hareketlerle işlenebilen bir suçtur. İşkence suçunu düzenleyen TCK m.94’te, işkence teşkil eden fiiller tek tek sayılmamıştır. Ancak, kanuna göre bir fiilin işkence suçuna vücut verdiğinin kabul edilebilmesi için asgari şu şartları sağlaması gerekir:

Fiil, kamu görevlisi tarafından icra edilmelidir.

Fiil ani değil, belli bir süre içinde sistematik ve süreklilik arz edecek şekilde sergilenmelidir.

Fiil, insanlık onuruyla bağdaşmayan, mağdurun bedensel veya ruhsal yönden acı çekmesine, algılama veya irade yeteneğinin etkilenmesine, aşağılanmasına yol açacak bir davranış şeklinde olmalıdır.

 

SUÇUN NİTELİKLİ HALLERİ

İşkence suçunun cezası TCK m.94/1’de ; “Bir kişiye karşı insan onuruyla bağdaşmayan ve bedensel veya ruhsal yönden acı çekmesine, algılama veya irade yeteneğinin etkilenmesine, aşağılanmasına yol açacak davranışları gerçekleştiren kamu görevlisi hakkında üç yıldan oniki yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.” olarak belirtilmiştir.

Suçun;
a) Çocuğa, beden veya ruh bakımından kendisini savunamayacak durumda bulunan kişiye ya da gebe kadına karşı,

b) Avukata veya diğer kamu görevlisine karşı görevi dolayısıyla, işlenmesi halinde, sekiz yıldan onbeş yıla kadar hapis cezasına hükmolunur (TCK m.94/2).

Fiilin cinsel yönden taciz şeklinde gerçekleşmesi halinde, on yıldan onbeş yıla kadar hapis cezasına hükmolunur (TCK m.94/3).

Bu suçun işlenişine iştirak eden diğer kişiler de kamu görevlisi gibi cezalandırılır (TCK m.94/4).

Bu suçun ihmali davranışla işlenmesi halinde, verilecek cezada bu nedenle indirim yapılmaz (TCK m.94/5).

Bu suçtan dolayı zamanaşımı işlemez (TCK m.94/6).

NETİCESİ SEBEBİYLE AĞIRLAŞMIŞ İŞKENCE SUÇU

İşkence fiilleri, mağdurun ;

a) Duyularından veya organlarından birinin işlevinin sürekli zayıflamasına,

b) Konuşmasında sürekli zorluğa,

c) Yüzünde sabit ize,

d) Yaşamını tehlikeye sokan bir duruma,

e) Gebe bir kadına karşı işlenip de çocuğunun vaktinden önce doğmasına,

Neden olmuşsa, yukarıdaki maddeye göre belirlenen ceza, yarı oranında artırılır (TCK m.95/1).

İşkence fiilleri, mağdurun;

a) İyileşmesi olanağı bulunmayan bir hastalığa veya bitkisel hayata girmesine,

b) Duyularından veya organlarından birinin işlevinin yitirilmesine,

c) Konuşma ya da çocuk yapma yeteneklerinin kaybolmasına,

d) Yüzünün sürekli değişikliğine,

e) Gebe bir kadına karşı işlenip de çocuğunun düşmesine,

Neden olmuşsa, yukarıdaki maddeye göre belirlenen ceza, bir kat artırılır (TCK m.95/2).

İşkence fiillerinin vücutta kemik kırılmasına neden olması halinde, kırığın hayat fonksiyonlarındaki etkisine göre sekiz yıldan onbeş yıla kadar hapis cezasına hükmolunur (TCK m.95/3).

İşkence sonucunda ölüm meydana gelmişse, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına hükmolunur (TCK m.94/4).

 

Cia matkaplı işkence

AİHS’İN ÖRNEK OLARAK NİTELEDİĞİ BAZI İŞKENCE TÜRLERİ

  • Tecavüz
  • Elektroşok verilmesi
  • Tıbbi tedaviden yoksun bırakma
  • Şiddetli dayak (Selmouni Fransa’ya karşı, Dikme Türkiye’ye karşı)
  • Falaka; ayak tabanlarına sopayla vurma (Salman Türkiye’ye karşı, Yunan davası)
  • Yiyecek ve içecekten yoksun bırakmak: merkezde kaldıkları sürece ve sorgu öncesinde alıkonulan kişilere kısıtlı diyet uygulamak.
  • Filistin Askısı; Aksoy Davasında; mağdur çırılçıplak soyulmuş, kolları sırtında arkadan bağlanmış olarak kollarından havada asılı tutulmuştu. Bu uygulama sonucunda mağdurun her iki kolu da felç olmuş ve felç hali bir süre devam etmişti.
  • Üstüne işenilmesi, saçlarından çekilip sürüklenerek diz çöktürülmesi, sıcak ve soğuk su püskütülmesi,

DİĞER HUSUSLAR

  • İşkence suçu şikayete bağlı değildir. Dolayısıyla bir şikayet süresi yoktur.
  • İşkence suçunda zamanaşımı işlemez.
  • Görevli Mahkeme Ağır Ceza Mahkemeleridir.
  • İşkence suçu adli para cezasına çevrilemez, hükmün açıklamasının geri bırakılması ve ertelenmeye konu olamaz.
  • İşkence suçuna, kural olarak, teşebbüs mümkündür. Somut olayda suçu tamamlamaya yönelik icra hareketlerinin kısımlara ayrılabildiği hallerde teşebbüsün varlığından söz edilebilir. Buna göre, kamu görevlisi elverişli hareketlerle doğrudan doğruya işkence suçunun icra hareketlerine başlayıp elinde olmayan sebeplerle tamamlayamaz ise teşebbüsten dolayı sorumlu tutulacaktır. Örneğin özel olarak hazırlanmış bir yere işkence yapılmak üzere götürülen şüphelilerin, bir yolunu bularak kaçması ve işkence yapılmaktan kurtulması halinde teşebbüs hükümler uygulanabilecektir.[Arş. Gör. İsa BAŞBÜYÜK]

 

 

YARGITAY KARARLARI

 

Ceryan vermek, sövmek, dövmek, tuz yedirmek, ayaklarından asmak

“… Mehmet Mustafa ve Ali isimli kişileri evlerinden alıp karakola getirerek nezaret altına aldığı, bu kişilerin altın bulma işini inkar etmeleri üzerine, altınların yerini söyletmek için ayrı ayrı el ve ayak parmakları ile tenasül organlarına ceryan verip, dövmek, sövmek suretiyle işkenceye başladığı, bu işkence eylemlerinin 27.6.1980’den başladığı ve geceleri 23.00’den sabaha kadar devam ettiğini, inleme ve feryat sesleri ile “Bokunu yiyeyim komutanım… altınların yerini bilmiyoruz…” sözlerinin etraftan geçenlerce duyulacak derecede olduğu,….., Mehmet ve Mustafa’yı ayakları demire dayalı ve havada, başları yerde, elleri arasında olacak şekilde durduttuğu, düşenlere kızıp küfrederek ve vurarak yeniden başaşağı durmasını sağladığı, bu arada yere düşen Mehmet’i döverek başına tekme attığı,… sanık doktorun Başçavuş ve erlere tuz ve un getirmelerini söyleyip temin olunan bir miktar tuz ile unu karıştırarak bulamaç haline getirip kaynattıktan sonra soğutup huzura getirttiği Mustafa, Ali ve Mehmet’e tatmalarını söylediği bunların “acı” demeleri üzerine bir miktar daha tuz ilave ettirip tattırdığı, yine “acıdır” söylemeleri üzerine yeniden tuz getirip bulamaca karıştırdığı, bu suretle tahminen 2 kg. una, bir kısım beyana göre 1 – 2 kg. bir kısım beyana göre 5 kg. Tuz karıştırdıktan sonra Başçavuş Gazi’nin yanında erlerin de yardımı ile (maktüllerin direnenlerini dövmek ve coplamak sureti ile kırıp kusturuncaya kadar zorla yedirdikleri kısa bir süre sonra maktüllerin alttan – önden – arkadan ve üstten çıkarmaya başladıkları, etrafın pislik içinde kaldığı, sanık doktorun bu hareketler sırasında maktülleri konuşturmak için ayrıca bir kaptan diğer kaba su boşaltarak su arzularını kamçılayıp “Ben 34 senelik deli doktoruyum, altınların yerini söylemezseniz tımarhanelik olursunuz… bunun tadını beğenmeyip numara yapıyorsunuz…. ben yutmam” tarzında sözlerle sabaha kadar bu işi sürdürdüğünü perişan hale gelen, kendilerini kaybeden bu üç maktülü daha sonra bahçeye çıkartıp orada duvar dibinde bir ağaç altına bıraktıkları, orada başlarına su döküp kendilerine gelmelerini sağlamaya çalıştıkları, ancak maktüllerin kendilerine gelmek bir tarafa, gittikçe fenalaştıklarını gören sanık doktorun saat 07.00 sıralarında Adliye’de işi olacağını bahane ederek oradan ayrılıp gittiği, sanık Başçavuş Gazi’nin maktülleri bu halde saat 08.00 sıralarına kadar beklettikten sonra ellerinden – ayaklarından askerlere tutturarak bir vasıtaya koyup Adana’ya Merkez’e getirdiği, burada amirlerine haber verdiği, halkın tepkisinden çekinerek sivil hastaneye götürülemedikleri, alayın revirine kaldırıldıklarından birer ikişer saat ara ile aynı gün peşpeşe üçünün de öldüğü,…, sanıkların her maktüle karşı vaki eylemlerinden dolayı müstakil olan tecziyeleri ve haklarında TCK.nun 243/1 2, 452/1 ve 448. maddeleri ile ve her maktul için ayrı ayrı ceza tayini” (CGK., 04.04.1983, E. 1983/8-64, K. 1983/156)

Jop ve tokatla dövmek

“Sanıkların hırsızlık olayının şüphelisi olarak kendiliğinden ailesi ile karakola gelen mağduru hırsızlığa konu parayı nereye sakladığı konusunda, jop ve tokatla dövüp, yer göstermesi için götürdükleri inşaat içinde de aynı şekilde darp ettikleri, mağdur, tanık anlatımları, yüzleştirme tutanağı ve yukarıda açıklandığı şekli ile doktor raporlarından anlaşılmakla, oluş ve mağdurun yaşı da göz önüne alındığında sanıkların atılı işkence suçunun sübuta erdiği…” (8. CD., 09.10.2006, E.2006/294, K.2006/7381)

Karakolda gözleri bağlı dövmek

“Emniyet karakolu görevlisi olan sanıkların katılanın şikayeti üzerine başlatılan bir soruşturma sırasında, olayları bildirmesini engellemek ve beyanlarını değiştirmesini sağlamak amacıyla katılanı karakola çağırıp gözlerini bağlayarak dövmek suretiyle kötü muamelede bulunma eylemlerinin işkence suçunu oluşturabileceği…” (4. CD.09.05.2007, E.2007/2313, K.2006/4406)

Gözleri bağlı gezdirmek, dayak atmak

“… sanıkların mağdur Ersin ve Mehmet’e suçlarını söyletmek amacı ile gözlerini bağlayarak sürekli gezdirmek ve dayak atmak suretiyle işkence yaptıkları…” (8.CD., 11.10.2005, 14107-9402)

Üstünde sigara söndürme, tokat atma, dövme

“Katılanın olay tarihinde ……….. 2 No’lu F Tipi Cezaevi’nin B… No’lu odasında tutuklu olarak bulunduğu, kamera kayıtlarına göre sabah saat 08:07’de infaz koruma memuru olan sanıkların sayım için katılanın odasına girdikleri, katılanın bu sırada yemekhane katında olması gerekirken bulunmadığını görmeleri üzerine sanıkların üst kata, katılanın yanına çıktıkları, katılanın yatağında olduğunu gören sanıkların katılana sayım için alt kata inmesini söyledikleri, ancak katılanın sayıma inmek istemediğini, bunun için idareye bir dilekçe de verdiğini beyan ettiği, yine kamera kayıtlarına göre sanıkların 08.20’de koğuştan çıktıkları, katılanın saat 09:08’de acil çağrı butonuna bastığı ve görevlilere kalbinde şiddetli bir ağrı olduğunu ve nefes almakta zorlandığını belirtmesi üzerine kurum müdürünün izni ile kurum doktorunun çağrıldığı ve 09:28’de çıplak vaziyette cezaevi doktoru … … tarafından ilk muayanesinin yapıldığı, katılanın doktora kalbinde rahatsızlık olmadığını, kendisine cezaevi görevlilerinin işkence yaptığını, tekme tokat sayıma indirdiklerini ve sırtında sigara söndürdüklerini beyan ettiği, cezaevi doktorunun ilk muayanesinde katılanın sırtında 20’den fazla vücudunun sırt tarafında sağ elin ulaşabileceği yerlerde 1 cm çapında sigara yanık izleri ve vücudunun kol sırt ve bacak bölgelerinde çeşitli ekimozlar tespit ettiği, katılanın bu yaraların tümünün sanıklar tarafından meydana getirildiğini, sigara yanıklarının da sanıklar tarafından kendisine ait LM marka sigaranın yakılarak sırtına değdirilmesi suretiyle oluştuğunu beyan ettiği, cezaevi doktorunun sırttaki sigara yanıklarının katılanın kendisi tarafından meydana getirilmiş olabileceğine dair görüş ve muayane bulgularıyla birlikte katılanı ileri tetkik için hastaneye sevk ettiği ve bilahare sevk edildiği hastanede ve İzmir Adli Tıp Şube Müdürlüğü’nde soruşturma aşamasında muayanelerinin yapıldığı, katılan soruşturma aşamasında özellikle Cumhuriyet Savcısı huzuruna çıkmak amacıyla cezaevinden olayın doğrusunu anlatacağına dair dilekçeler göndermiş….” T.C YARGITAY 8.Ceza Dairesi Esas: 2018/ 207 Karar: 2018 / 6390 Karar Tarihi: 04.06.2018

Darp olayını görüp engellemeyen polis amiri de işkence suçuna iştirak etmiş sayılır

“03.04.2008 tarih ve 01:10’da düzenlenen tutanak içeriğinin düzenleyen polis memurları tarafından kovuşturma sırasında anlatılmaması dikkate alındığında; her ne kadar sanıklar suçlamaları kabul etmeyerek eylemlerinin zor kullanma yetkisi kapsamında kaldığını beyan etmişler, tanık polis memuru … ile …’in tartıştığı …’un bu savunmaları destekler nitelikte ifade vermişler ise de Başkomiser …’ın 14.04.2008 günü …’in ve diğer tanıkların beyanlarını doğrular nitelikte … ile üç kez telefon görüşmesi yapması ve bu suretle tanıştıklarının anlaşılması, keza …’in polis merkezine getirilme gerekçesi polis memuru sanıkların savunmasında farklı açıklansa da …’un bir odaya alınıp ikramda bulunulmasına rağmen onun gözlem odasına alındığının beyanlardan anlaşılması, her ne kadar Mahkemece, …’in yaralanmasının zor kullanma sınırlarının içinde kaldığı kabul edilmişse de gerek Bağcılar Eğitim ve Araştırma Hastanesi ile Bakırköy Dr. Sadi Konuk Eğitim ve Araştırma Hastanesindeki bulgular ve aynı gün Bakırköy Adli Tıp Şube Müdürlüğünce yapılan tespitler ve buna bağlı olarak verilen sonuç rapor içeriğinin … ve tanıklar…, … ve … ile …’ın beyanlarını doğrular nitelikte olup, üç polis memurunun bir şahsı gözlem odasına götürmek için kullanması gereken zor kullanmanın sınırları içinde kabulünün mümkün görülmemesi karşısında başka bir olay nedeniyle polis merkezine getirilen katılan sanık …’i polis merkezine birlikte getirildiği diğer şahsın odaya alınıp ikramda bulunmasına itiraz etmesi kendisinin ise gözlem odasına konulmak istenmesine tepki göstermesi ve gözlem odasına gitmemek için direnmesi üzerine polis memuru sanıklar …, … ve …’ın darp ettikleri; daha sonra da nöbet değişimde polis memuru …’nın …’i kameranın olmadığı koridora çektiği ve burada da dövdükleri, bu şekilde eylemlerinin sürekli ve sistematik bir hal aldığı, o sırada polis merkezinin amiri olan ve darp olayını görmesine, önleme görevi bulunmasına rağmen müdahale etmeyerek suça iştirak eden …’nın üzerlerine atılı işkence yapmak suçunu işledikleri sabit olduğu halde delillerin takdirinde yanılgıya düşülerek yazılı şekilde beraatlerine karar verilmesi bozma sebebidir…” (Yargıtay 8. Ceza Dairesi Esas No:2016/5680 Karar No:2017/3721 K. Tarihi:5.4.2017)

Suçunu söyletmek amacıyla tokat atması, falakaya yatırarak ayaklarının altına copla vurmak

“Somut olayda; jandarma görevlisi olan sanığın bir suç nedeniyle yakalanan şikayetçiye önce suçunu söyletmek amacıyla tokat atması, akabinde de Jandarma Karakolunda falakaya yatırarak ayaklarının altına copla vurması, belli bir süreç içerisinde süreklilik gösteren ve dolayısıyla sistematik bir şekilde işlenen, insan onuruyla bağdaşmayan, mağdurun bedensel ve özellikle ruhsal yönden acı çekmesine neden olan, algılama ve irade yeteneğini ve buna bağlı olarak da hiçbir şekilde etkilenmeden, özgür iradesiyle ifade vermesini etkileyen, aşağılanmasına yol açan davranışlar olup işkence suçunun oluştuğu gözetilmeden yazılı şekilde kasten yaralama suçundan hüküm kurulması,” (T.C YARGITAY 8.Ceza Dairesi Esas: 2013/ 15223 Karar: 2014 / 7817 Karar Tarihi: 26.03.2014)

 

Av. Osman YILDIZ
Ankara Barosu – 26974

 

 

 

 

 

K A Y N A K Ç A

Anayurt, Ömer, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi İçtihatlarında İşkence Kavramı, Gazi Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi C. XII, Y. 2008, S. 1-2.

Artuk, M. Emin/Gökcen, Ahmet/Yenidünya, Caner, Ceza Hukuku Genel Hükümler, Ankara 2007.

Artuk, M. Emin/Gökcen, Ahmet/Yenidünya, Caner, Ceza Hukuku Özel Hükümler, 8. Bası, Ankara 2007.

Centel, Nur/Zafer, Hamide/Çakmut, Özlem, Kişilere Karşı Suçlar I, İstanbul 2007.

Centel, Nur/Zafer, Hamide/Çakmut, Türk Ceza Hukuku

Arş. Gör. İsa BAŞBÜYÜK Türk Ceza Kanunu’nda İşkence Suçu

BİR İNSANLIK SUÇU; İŞKENCE